Bülten düzgün görünmüyorsa tıklayınız.
Global Compact Türkiye

DÜŞÜK KARBONLU EKONOMİYE GEÇİŞ VE PARİS COP 21 ZİRVESİ

21. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP21) 30 Kasım – 11 Aralık 2015 tarihleri arasında Paris’te gerçekleşti. Zirve, 195 ülkenin katıldığı ve ilk defa ülkelerin düzenli olarak iklim hedeflerinde ilerlemeyi düzenli olarak raporlamaya taahhüt verdikleri tarihi nitelikteki küresel iklim anlaşması, Paris anlaşmasının, kabulüyle sonuçlandı. Paris anlaşması 2020'den itibaren geçerli olacak.

21. yüzyılın ilk kapsamlı çok-taraflı anlaşması olan bu iddialı ve dengeli anlaşma, küresel ısınmayı 2°C’nin hayli altında sınırlamak suretiyle, iklim değişikliğini önlemeyi amaçlayan küresel bir eylem planı ortaya koydu.

Anlaşma kapsamında ülkelerin temiz ve güçlü gelecekler inşa edebilmeleri için emisyonların sıcaklık hedefine uygun olarak hızla azaltılması; şeffaflık; adaptasyon; iklim hareketlerinin sonucu yaşanan kayıpların ve etkilerin giderilmesi; mali yanı da bulunan destek sağlanması gibi ana hususlara yer veriliyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon anlaşma ile iklim değişikliği ile mücadele alanında yeni ve başarılı bir küresel işbirliğinin temelinin atıldığını, ülkelerin, küresel ekonomiyi düşük salınımlı, iklime dayanıklı hale getirmenin tüm dünya ve nihayetinde kendi ulusal çıkarları için de iyi olduğu görüşünü benimsediğini söyledi.

Anlaşma Neleri Kapsıyor?

Devletler, uzun vadeli bir hedef olarak ortalama küresel sıcaklık artışının, sanayileşme öncesi dönemdeki seviyenin 2°C altında tutulması ve iklim değişikliğinin beraberinde getireceği risk ve etkileri ciddi oranda azaltacağı için, bu artışın 1.5°C ile sınırlandırılmasına çalışılması üzerinde anlaşmaya vardı. Kalkınmakta olan ülkeler için daha uzun zaman gerektireceği gerçeğini de göz önüne alarak, Anlaşma, küresel emisyonların olabildiğince kısa süre içinde tavan yapması ve akabinde de mevcut en gelişmiş bilimsel yöntemlerle hızlı bir şekilde azalıma gidilmesi çağrısında bulunuyor.

Paris konferansı öncesinde ve konferans sırasında ülkeler, emisyon düzeylerini azaltmak doğrultusunda hazırlamış oldukları kapsamlı ulusal iklim eylem planlarını sundu. Oysaki, konferans öncesinde hazırlanmış olan niyet niteliğindeki 185 ulusal katkının toplamı bile bu asrın sona ermesinden önce sıcaklık artışının 2°C altında tutulması için yeterli olmadığı görülüyor. Ancak anlaşma, bu hedefe ulaşılmasının yolunu açması nedeniyle önemli.

Farklılaştırma: Çerçeve sözleşmesinde bulunan kapasiteler ve ekonomik durumlar göz önüne alınarak “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” maddesi anlaşma metninde yer alıyor. Gelişmiş ülkeler maddi katkı yapmakla yükümlü iken, gelişmekte olan ülkelerin katkı yapması gönüllülük esasına bağlı.

Destek & İklim Finansmanı: Gelişmiş ülkeler, emisyonların azaltılması ve iklim değişikliğinin yol açtığı etkiler karşısında kalkınmakta olan ülkelerdeki dirençliliğin arttırılması doğrultusunda iklim eylemini desteklemeyi sürdürecek. Diğer ülkeler de bu doğrultuda gönüllü destek vermeye veya verdikleri destekleri sürdürmeye teşvik edilmektedir. Kalkınmakta olan ülkelerde iklim değişikliğine uyuma yönelik sürekli ve geliştirilmiş uluslararası destek sağlanacak. Gelişmiş ülkeler, yeni bir ortak hedefin tespit edileceği 2025’e kadar yılda en az 100 milyar dolarlık destek hedeflerini sürdürme niyetlerini korumaktadır.

Ulusal Katkı Beyanları & Şeffaflık & Uyumluluk: Ortak hedefe ulaşılmasını için devletler, bilimsel gerçekler doğrultusunda daha iddialı hedefler belirlemek üzere her beş yılda bir, bir araya gelmeyi ve revize edilmiş Ulusal katkı beyanlarını sunmayı kararlaştırdı. Bununla birlikte şeffaflık ve izleme amacıyla da hedeflerine ulaşmak doğrultusunda neleri nasıl yaptıklarını birbirlerine ve kamuoyuna duyurmayı da kabul ettiler. Her beş yılda bir değerlendirme çalışması yapılacak ve uzun vadeli hedef doğrultusunda kuvvetli bir şeffaflık ve hesap verebilirlik sistemi ilerlemeleri takip edecek.>/p>

Kayıp & Zarar: Paris Anlaşması iklim değişikliğiyle bağlantılı kayıp ve hasarlar konusunu ele almak üzere ayrı bir maddeyi barındırmaktadır. Ülkeler erken uyarı sistemleri, acil durumlara hazırlık ve risk sigortası gibi farklı sahalarda da anlayışı, eylemi ve desteği geliştirmenin ve işbirliğine duyulan ihtiyacın da bilincindedir.

Temel esasları yukarıdaki unsurlardan oluşan Paris Anlaşmasının yürürlüğe girmesi için toplam sera gazı emisyonlarının %55’ini oluşturan ve en az 55 ülkenin onaylaması gerekmekte. Anlaşma, 2016 yılı Nisan ayında onaya sunulacak.

Paris Anlaşması ve Türkiye

Türkiye, Paris İklim Zirvesi öncesi iklim değişikliği ile mücadele bağlamında gönüllü olarak Ulusal Katkı Beyanını BM İklim Sekretaryasına sunmuştur. Bu beyanda Türkiye, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını olağan seyir (business as usual) olan referans senaryodan %21 daha az artırmayı hedeflediğini belirtmiştir. Uluslararası finansman desteği sağlandığı takdirde Türkiye’nin daha fazla emisyon azalımı sağlayabileceği planlanmaktadır.

Paris Anlaşması, 2018 yılında tüm tarafların 2050 ve sonrasına yönelik uzun dönemli düşük karbonlu ekonomiye geçiş planlarını gösterecek ulusal katkı beyanlarını hazırlamalarını istemektedir. Türkiye’nin de 2030 yılına kadarki planlarını uzun dönemli olacak şekilde yeniden hazırlamalıdır. Özel Sektör ve Sivil Toplumun Rolü Paris Anlaşması kapsamında başta ilgili bakanlıklar olmak üzere kamu kuruluşları, iş dünyası, akademi ve ilgili sivil toplum kuruluşlarına büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkiye’nin Anlaşma kapsamındaki değişikliklere ve iddialı dönüşüme hazırlıklı olması gerekmektedir. Enerji, ulaştırma, kentleşme, sanayi gibi tüm sektörleri ilgilendiren Anlaşma, çeşitli fırsatlar sunarken dönüşümü sağlamayan kuruluşlara ciddi külfetler getirecek.

Diğer yandan, UN Global Compact Yönetici Direktörü Lise Kingo’nun ifade ettiği üzere, Paris Anlaşması’nın sağladığı öngörülebilirlik ile sermaye akışının artacağı, anlaşmanın yenilikçiliğe (inovasyon) yeni bir itici güç getireceği ve erkenden eyleme geçen sorumluluk sahibi işletmelerin ödüllendirileceği görülmektedir. Varılan bu noktada düşük karbonlu ekonomiye geçilip geçilmeyeceği değil, nasıl geçileceği sorusu önem kazanıyor.

Başta enerji yoğun sektörler olmak üzere iş dünyasının artık üretim süreçlerinde ciddi bir dönüşüme gitmesi gerekmektedir. Yenilenebilir enerjinin rekabetçi hale geldiği günümüzde, ilgili sektörler yenilenebilir enerjiye geçiş için gerekli planları ve yatırımları yapmalıdır.. Bununla beraber çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konularında duyarlılık ve farkındalık yaratma konusunda sivil toplum kurumlarının daha aktif rol alması önemlidir. Global Compact Türkiye olarak, devletlerin Anlaşmada taahhüt verdiği hedeflere ulaşmak ve bu yüzyılın ortasında karbon nötr bir ekonomiye geçmek adına özel sektörün üstleneceği rolleri desteklemek ve UN Global Compact’in çalışmalarını Türkiye gündemine taşımak için değerli imzacılarımızla çalışmaya devam edeceğiz.

Anasayfa | Türkiye'den İmzacılar | Haberler / Duyurular | İletişim Copyright © 2015 - Global Compact Türkiye
www.globalcompactturkiye.org