Açlığa Son

 
 

Gıda güvenliği gittikçe büyüyen küresel bir risktir. Dünyanın 2050 yılına kadar 9 milyar insanı beslemek için en az %50 daha fazla gıda üretmesi gerekecektir. (i)  Küresel gıda ve tarım sistemi, iklim değişikliği ve doğal kaynakların bozulmasına katkıda bulunmak ile birlikte bu koşullar da gıda ve tarım sistemini olumsuz olarak etkilemektedir.

 

2017 yılında Güney Sudan, Kuzey Nijerya, Somali ve Yemen’de yaşanan kıtlık 20 milyon insanı açlık riskine sokmuştur. (ii) BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), dünya genelinde, çoğu gelişmekte olan ülkelerde yaşayan kırsal nüfus olmak üzere, yaklaşık 800 milyon insanın kronik olarak yetersiz beslendiğini tahmin etmektedir. Yaklaşık 2 milyar insan farklı şekillerde mikro besin eksikliği yaşamakta ve 160 milyon çocuk büyüme geriliğinden muzdarip durumdadır. (iii) Beş yaş altı çocuk ölümlerinin neredeyse yarısının sebebi (yılda 3,1 milyon çocuk) yetersiz beslenmedir. (iv)

 

Hedef 2’nin temel bileşenlerinden biri tarımsal verimlilik ve sürdürülebilir gıda üretim sistemleridir. Birbirleriyle son derece bağlantılı olan yoksulluk, açlık ve iklim sorunlarının üstesinden gelebilmek adına, tarımı daha verimli ve dirençli hâle getirmek için mücadele edilmelidir.

 

Bu hedefin işletmelerle ilgisi nedir?

 

Açlıkla mücadele etmek ve sürdürülebilir gıda ve tarım sistemi temin etmenin ahlaki bir sorumluluk olmasının yanı sıra; gıda güvenliği, tedarik zinciri üzerindeki doğrudan etkisi ve tabii ki daha geniş anlamda siyasi ve ekonomik istikrar açısından önemli bir risk teşkil eder.

 

Gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım, küresel ekonominin önemli bir kısmını oluşturan –ve aynı zamanda gıda, yakıt ve lifler yoluyla birçok sektörün de parçası olan- gıda ve tarım sektörünü doğrudan ilgilendirmektedir. Gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım aynı zamanda ekonomik kalkınmanın kilididir.

 

“Yetiştirilmesi, üretilmesi, tüketilmesi, ticareti, nakliyesi, depolaması ve pazarlanması itibarıyla gıda, insanlar ve gezegenimiz arasındaki temel bağlantının kaynağı ve aynı zamanda kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümenin yoludur.” (FAO,2015)

 

İşletmeler neler yapabilir?

 

İşletmeler, tehlikeli gıda ürünlerin dağıtımını yaparak, ekilebilir arazilere hasar vererek, kaynak ve toprak haklarına saygı göstermeyerek ve finans ve yatırım tercihleriyle, gıda güvenliğini ve sürdürülebilir tarımı çeşitli şekillerde olumsuz etkileyebilir.

 

Bununla birlikte, işletmeler etkili, ölçülebilir ve pratik çözümler üreterek gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarıma ulaşma yolunda önemli bir ortaktır. Çiftçiler, üreticiler, tüccarlar, perakendeciler, yatırımcılar ve tüketiciler de dâhil olmak üzere tarımsal tedarik zincirinde bulunan her aktörün gıda güvenliğini artıracak, çevreyi koruyacak ve ekonomik fırsatlar sağlayacak sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmada önemli bir rolü vardır. (v)

 

İşletmeler en azından sorumlu hareket ederek olumsuz etkilerini azaltabilmektedir. Bununla birlikte, UN Global Compact işletmelerin olumlu etki yaratacak fırsatları bulmasını desteklemektedir.

 

Aşağıda şirketlerin etki yaratmak için yapabileceği uygulamaları bulabilirsiniz:

 

UN Global Compact’in Gıda ve Tarım İşletmeleri İlkeleri (FABs)

 

FABs, iş dünyasının gıda ve tarım alanında sahip olabileceği olumlu etkiyi artırmak ve BM, hükümetler, sivil toplum ve diğer paydaşlar ile ilke temelli işbirlikleri içerisine girebilecekleri için gönüllü bir çerçeve sunmaktadır.

 

Sorumlu Davranın

  • İşletmenizde Gıda ve Tarım İşletmeleri İlkeleri‘ni benimseyin,
  • Ekosistemi koruyup iyileştirmek ve doğal kaynakları verimli ve optimal bir şekilde kullanmak için çevreye karşı sorumlu uygulamalar benimseyin,
  • Tedarik zincirinizdeki her bir tedarikçinin, insan haklarına saygı da dahil olmak üzere ekonomik, çevresel ve sosyal standartları karşılamasını sağlayın (bu gıda ve tarım tedarik zincirlerinin tamamındaki işletmeler için geçerlidir),
  • Gıda ve tarım değer zincirinizde atıkları en aza indirin,
  • İyi yönetişim ve hesap verilebilirliği sağlayın (örneğin; toprak ve kaynak haklarına saygı, yolsuzlukla mücadele, faaliyetler ve etkileri konusunda şeffaflık).

 

Fırsatlar Yaratın

  • Çalışanların, tüketicilerin ve toplumun, beslenme ve gıdaya erişimini iyileştirecek yolları tespit edin,
  • Gıda atıklarıyla ilgilenen girişimleri destekleyin,
  • Kapsayıcı iş modelleri yaratın ve yerel tedarikçileri, çiftçileri ve kooperatifleri tedarik zincirine entegre etmenin yollarını araştırın,
  • Hükümetlerin de desteğiyle, açık ticaret yoluyla ekonomik büyümeyi teşvik edecek yeni pazarlar oluşturun,
  • Kırsal bölgelerin finansmana ve finansal kurumlara erişimini iyileştirin, (örneğin, yatırıma olanak sağlayıp gıda üretimiyle ilgili riskleri azaltarak)
  • Kırsal bölgelerin bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimini iyileştirin (örneğin, piyasa bilgisine erişim sağlayarak),
  • Kırsal altyapıya yatırım yapın,
  • Emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların ve etkilerinin azaltılmasına katkıda bulunun (örneğin; yapıcı politika diyalogları ve yatırım kanalları geliştirin, teşvik ve yardımları destekleyin),
  • Hükümetler, STK’lar ve diğer paydaşlarla ortaklıklar kurarak faaliyet ve yatırımlarınızı kalkınma öncelikleriyle uyumlu hale getirin,
  • Üretken ve sorumlu bir şekilde kamusal politika süreçlerine dahil olun (örneğin; iyi yönetişim, ticaret, çevre ve altyapı politikaları),
  • Daha sürdürülebilir gıda ve tarım sistemleri için bilgi, beceri ve teknolojilerin gelişimini ve bunlara erişimi destekleyin,
  • Sıfır Açlık Mücadelesi‘ne katılın.

 

UN Global Compact’in On İlkesi ve Hedef 2 arasındaki ilişki

 

İnsan Hakları & Çalışma Standartları (UN Global Compact İlke 1, 2, 3, 4, 5, 6)

Gıdaya erişim hakkı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’de, uygun bir yaşam için hayati bir bileşen olarak çok önemli bir konuma sahiptir. Gıda ve tarım sektörü; toprak ve kaynağa erişim, çalışanların hak ve esenliği (göçmen işçiler, çocuk işçiler ve kadınlar da dâhil olmak üzere) başlıkları altında insan haklarını etkilemektedir.

 

Çevre (UN Global Compact İlke 7, 8, 9)

Küresel gıda ve tarım sistemi, iklim değişikliği ve doğal kaynakların bozulması gibi çevresel meselelerin tehdidi altında olmakta beraber bu duruma katkıda da bulunmaktadır.

 

Yolsuzlukla Mücadele (UN Global Compact İlke 10)

Yolsuzluk, sürdürülebilir kalkınmanın önünde büyük bir engel oluşturmaktadır ve gıda güvenliğini farklı şekillerde etkilemektedir. Yolsuzluk, toprak ve kaynak haklarına ve sorumlu kaynak yönetimine zarar vererek gıdaya en çok ihtiyacı olanların gıdaya erişimini kısıtlayabilmektedir.