İklim Eylemi

 
 

Birleşmiş Milletler, iklim değişikliğini kalkınmaya karşı en büyük tehdit olarak ilan ederken(i), Dünya Ekonomik Forumu bunu “dünyamız için ciddi bir varoluşsal risk” olarak nitelendirmiştir.(ii)

 

İklim değişikliği şiddetli hava olaylarına, büyük doğal afetlere ve yükselen deniz seviyesine katkıda bulunmaktadır.

 

İklim değişikliği, ekosistemler arasındaki dengeyi bozma tehdidi yaratmakta, karada ve denizde gıda üretimine zarar vermektedir. En büyük risk altında olanlar ise dünyanın en yoksul ve en savunmasız topluluklarıdır. Nüfusun üçte birinin su sıkıntısı yaşayan ülkelerde yaşadığı gezegenimizde, ekilebilir arazilerin üçte biri erozyona uğramıştır. Küresel nüfusta öngörülen artış ve iklim değişikliği, çatışmalar ve insanların yerinden edilmesini hızlandıran faktörlerdendir.(iii)

 

2016 yılı, sanayi öncesi dönemin 1.10 C üstünde seyrederek en sıcak yıl olarak kaydedilmiştir. Bu sıcaklık 2015’teki rekorun da 0.060C üstündedir. Küresel deniz buzu yüzeyi ortalamanın 4 milyon km²’nin altına düşmüş, deniz seviyesinin yükseldiği gözlemlenmiş ve ortalama küresel deniz sıcaklıkları rekor seviyeye ulaşmıştır.(iv)

 

Karbondioksit, atmosferde milyonda yıllık ortalama 400 parçacık konsantrasyonuna ulaşırken, insan faaliyetlerinin iklim sistemi üzerindeki etkisi gittikçe daha belirgin hale gelmiştir.(v)

 

Bu hedefin işletmelerle ilgisi nedir?

 

Sürdürülebilir ekonomik büyüme için dünya, düşük karbonlu ekonomiye geçiş yapmalıdır. İklim değişikliği halihazırda aşırı hava olaylarına zemin hazırlarken, doğal felaketler ve deniz seviyesi artmaktadır. Sıcaklıklar arttıkça ekolojik sistemler üzerindeki tehdit toplum ve ekonomik sistem üzerinde de ciddi baskılar oluşturmaktadır.

 

Bireylerin iklim değişikliğinin ardındaki bilime katkıda bulunup bulunmamasından bağımsız olarak politika üreticiler salımları azaltmak için harekete geçmektedir. Piyasalar, yatırımcılar ve tüketimciler şirketlerden karbon ayak izlerini düşürmek için harekete geçmelerini gittikçe daha fazla talep etmektedirler. Hedeflenen, düzenleyici kurallarda daha fazla değişiklik yapılması, bu vesile ile şirketlerin yeni iş modelleri, inovasyon ve teknoloji ile kendilerini yeniden konumlandırmalarıdır.

 

Kurumsal savunuculuğun gelişmesi ile birlikte şirketlere iklim değişikliği ve iklim değişikliği risklerini ele alma konusunda gittikçe daha fazla baskı yapılmaktadır. Onlarca trilyon değerinde varlığa sahip birçok yatırımcı; BM’nin Sorumlu Yatırım İlkeleri (PRI), Montreal İklim Taahhüdü, Fosil Yakıtlardan Geri Çekilme Taahhütleri ve Portföy Dekarbonizasyon Koalisyonu gibi iklimle ilgili eylem ve taahhütlere imza atmıştır.

 

İklim değişikliği ile ilgili eylem, daha büyük bir itibar konusu haline geldikçe, giderek daha güçlü bir ticari mesele haline gelecektir.

 

İşletmeler neler yapabilir?

 

Mümkün olduğu kadar verimli olmak, bilgi sahibi olmak ve tedarik zincirlerine dayanıklılık kazandırmak işletmelerin elindedir.

 

Bu doğrultuda şirketlerin atabileceği olumlu adımlardan biri, çok açık bir şekilde karbon ayak izini azaltıp müşteri ve tedarikçilerinin de bunu yapmasına yardım etmektir. Düşük salımlı enerji kaynakları ve yenilenebilir enerjileri kullanmak da buna dahildir.

 

Dünyada gerçekleşen şiddetli hava olayları ve afetler göz önünde bulundurulduğunda bütün işletmelerin acil durum planları geliştirmeleri gerekmektedir.

 

Farkındalığı yüksek ve hazırlıklı olan şirketler iklim değişikliği ile, kısa vadeli kazançlar için iklim değişikliği konusunda harekete geçmeyi engelleyen işletmelerden daha başarılı bir şekilde baş etmektedir. Yöneticiler bu konuda sorumluluklarını göz önünde bulundurmalıdır.

 

İklim değişikliği politik veya ideolojik bir mesele değildir ve işletmeler bu konuda toplumsal bir tavır alarak harekete geçmekle yükümlüdür.

 

Aşağıda şirketlerin etki yaratmak için yapabileceği uygulamaları bulabilirsiniz:

 

Sorumlu Davranın

  • Sera gazı salımlarını ve karbona bağımlılığı azaltın; işletmenizin enerji karışımını gözden geçirin ve yüksek salımlı yakıt kaynaklarına bağımlılığı azaltın;
  • İşletme ve tedarik zincirinizin gelecekteki potansiyel değişiklik etkilerine maruz kalma risklerini değerlendirin ve iklim risklerini yatırım analizi ve karar alma sürecine dahil edin;
  • Bir afet müdahale planı geliştirin;
  • Yüksek riskli yerlerdeki üretim ve depolama tesislerinde doğal afet riskini azaltma, hazırlık, müdahale ve geri kazanım planları tasarlayın ve bu planları uygulayın;
  • İklim değişikliğine maruz kalma riskini ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında gerçekleştirilen eylemlerin ilerlemesini ölçün, azaltın ve raporlayın. Şeffaflığı ve tutarlılığı artırın;
  • Sektörel dekarbonizasyon ve Paris İklim Anlaşması’yla diğer iklim ortaklıkları ile ilgili ülke taahhütlerine uygun olarak Bilim Temelli Hedefler belirleyin;
  • Tedarikçileri, hizmet sağlayıcıları, müşterileri ve enerji değer zincirindeki diğer paydaşları aynı şeyi yapmaya teşvik edin.

 

Fırsatlar Yaratın

  • Şirketinizin karbon ayak izini azaltma hedeflerini ve bu konudaki başarılarını duyurun;
  • Yenilenebilir enerjiyi, artan ekonomik fırsatlara bir yol olarak görün, çünkü teknolojik gelişmeler çevresel maliyeti düşürerek yüksek erişilebilirlik ve makul fiyatlandırma imkânları sunmaktadır;
  • Tuzlu su akiferleri gibi diğer güvenli depolama sistemleri ile birlikte ormanlar gibi karasal karbon havzaları da dahil olmak üzere, gelişmiş karbon yakalama ve depolama yöntemlerinin araştırılmasına ve geliştirilmesine yatırım yapın;
  • Daha sürdürülebilir şehirlere ve ulaşım ağlarına geçişi hızlandırmak için kentsel tasarım ve ulaşım altyapısına (multimodal taşıma koridorları dahil) yönelik kamu politikalarını destekleyin;
  • İklim ile ilgili sorumlu kamu politikalarını savunan üst düzey ortaklıkları ve sanayi iştiraklerini destekleyin;
  • “Caring For Climate” ortaklarının (UN Global Compact, UNEP ve UNFCCC) çalışmalarına katkıda bulunup etki alanınızı güçlendirerek için şirketleri, insanları ve hükümetleri çevresel etkilerini açıklamaya, çevresel ayak izlerini azaltmaya, büyüme ve enerji tüketimi arasındaki bağlantıyı kırmaya teşvik edin.

 

UN Global Compact’in On İlkesi ve Hedef 13 arasındaki ilişki

 

İnsan Hakları & Çalışma Standartları (UN Global Compact İlke 1, 2, 3, 4, 5, 6)

Yaşam hakkı ve yeterli yaşam standardına sahip olma hakkı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde ve diğer uluslararası sözleşmeler ve anlaşmalarla güvence altına alınmıştır. İklim değişikliği, doğal afetlerden ve yükselen deniz seviyelesinin oluşturduğu risklerden gıda güvenline kadar, insan varlığının tüm yönleri için tehlikeli ve istikrar bozucu bir unsur olarak kendini göstermiştir.

 

Çevre (UN Global Compact İlke 7, 8, 9)

SKH 13, çevre sorunlarına ihtiyati yaklaşım, çevre sorumluluğunun teşviki ve çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi çağrısını yapan İlke 7, 8 ve 9 ile yakın ilişki içerisindedir. İklim değişikliği, zamanımızın çevre sorunudur. İklim değişikliği ile mücadele konusundaki başarısızlık, diğer çevresel sorunlara karşı edinilen başarıları da geçersiz kılacaktır. Örneğin, bir okyanus her ne kadar plastiklerden arındırılsa da iklim değişikliği sebebi ile su yaşamını koruyamadığı sürece bunun pek bir anlamı olmayacaktır.

 

Yolsuzlukla Mücadele (UN Global Compact 10. İlke)

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’ne göre, iklim değişikliğinin etkilerini dengelemek için yapılan yatırımın 2020 yılına kadar yaklaşık 700 milyar ABD Doları’nı bulacağı tahmin edilmektedir. Düzenlemelerdeki gri alanlar ve boşluklar, hızlandırılmış çözümler için yapılan baskı ile birlikte yolsuzluk risklerini daha da artırmaktadır.

(i) United Nations (2016), http://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=E/2016/75&Lang=E

(ii) World Economic Forum (2017), https://www.weforum.org/agenda/2017/01/global-risks-in-2017

(iii) United Nations Environment Programme, http://www.ipcc.ch/pdf/press/UNEP_DED_IPCC.pdf

(iv) World Meteorological Organization, http://library.wmo.int/opac/doc_num.php?explnum_id=3414