İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme

 
 

Neredeyse 2,2 milyar insanın günlük gelirinin 2 ABD Doları’nın altında olduğu dünyamızda, insana yakışır ücretlerle istikrarlı bir istihdamın var olması yoksulluğun ortadan kaldırılmasında kritik öneme sahiptir.(i)

 

Hedef 8’e ulaşmak için ekonomik büyüme, verimliliğin artırılması, herkesin bankacılık ve finansal hizmetlere erişiminin sağlanması ve girişimciliği ve inovasyonu destekleyen politikaların hayata geçirilmesi gereklidir. Hedef 8, ayrıca eğitim ve öğretimi artırıp, genç işsiz nüfusunu azaltmayı ve zorla çalıştırma, modern kölelik ve insan kaçakçılığını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.

 

Bu hedefin işletmelerle ilgisi nedir?

 

İşletmelerin, güvenlik ve ücretlendirme açısından asgari standartların karşılandığı, insana yakışır bir istihdam sağlamak gibi bir sorumluluğu vardır.

 

Sürekli, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin, tam istihdam ve herkes için insana yakışır iş sağlamanın işletmeler açısından faydaları açıktır. Özel sektör için bu hedefler; satışların artması, yeni pazarlar ve pazar segmentleri ve düşük risk beklentisi anlamına gelmektedir.

 

“İstihdam, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın köşe taşıdır. İstihdam insanların yaşam standartlarını ve alım gücünü artırarak ürün ve hizmetlere olan talebi artırır.” (PwC, 2016)

 

İşletmeler neler yapabilir?

 

Şirketler, ürün ve hizmetlerinin toplum üzerindeki gerçek etkilerini göz önünde bulundurmadığında Hedef 8’e zarar verebilir. Bu bağlamda, tedarikçilerin girdilerini nasıl ve nereden temin ettikleri ve çalışanlarına nasıl davrandıklarını denetleme konusundaki eksiklikler bertaraf edilmelidir.

 

İşletmeler sosyoekonomik etkilerini ölçüp anlamalı ve stratejilerini bu doğrultuda belirlemelidirler. Şirketler yarattıkları ekonomik etkiye bir değer biçerek (örneğin; iş yaratma, etik ve dürüst bir şekilde iş yapmanın teşvik edilmesi) saygınlıklarını pekiştirebilirler. Bu, şirketlerin satışlarını ve sermayeye erişimlerini artırır.

 

Güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı sağlamak işletmelerin temel görevidir. Çalışanlarına zarar veren bir şirket kendi devamlılığına zarar vermekte bu şirketin iş sağlığı ve güvenliği performansı ise, şirketin iş kalitesinin ve yönetiminin temel göstergelerinden biri haline gelmektedir.

 

Güvenlik, insan hakları ve müşteri memnuniyeti gibi kriterlerdeki performansları konusunda şeffaf olan işletmeler, değer zincirleriyle iletişim kurma konusunda daha donanımlı ve toplum nezdinde daha meşru bir konumdadır.

 

Aşağıda şirketlerin etki yaratmak için yapabileceği uygulamaları bulabilirsiniz:

 

Sorumlu Davranın

  • Tedarik zincirinizi de dahil ederek insan haklarına saygılı olun;
  • Güvenli bir iş ortamı sağlayın;

 

Fırsatlar Yaratın

  • Gelişmekte olan pazarlarda kapasite ve inovasyonu artırmak için beceri eğitimini, dijital eğitim platformlarını, görevlendirme ve ortaklıkları teşvik edin;
  • Küçük ve orta ölçekli tedarikçileri, tedarik zincirlerine entegre edin, onları eğitim ve tedarikçi ağlarına bağlayarak destekleyin;
  • Kadınlar, gençler ve yerel halk da dahil olmak üzere yerel kaynak kullanımını ve yerel istihdamı artırın;
  • Yerel kaynak kullanımını, istihdamı ve gelirleri artırmak için faaliyet gösterdiğiniz ülkede girişimciler ve KOBİ’lerin kapasitelerini geliştirin;
  • Sosyal hareketliliği artırmak ve artan işgücü çeşitliliği ile şirket performansını artırmak için dezavantajlı gruplara dahil olan gençlere yönelik staj imkânları sağlayın;

 

UN Global Compact’in On İlkesi ve Hedef 8 arasındaki ilişki

 

İnsan Hakları ve Çalışma Standartları (UN Global Compact İlke 1, 2, 3, 4, 5, 6)

SKH 8’i gerçekleştirmek için iş yerinde insan haklarına saygılı olmak esastır. Tedarikçi ağları da dahil olmak üzere, her türlü zorla ve mecburi çalıştırma; sürekli, kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi, tam ve üretken istihdamı ve herkes için insana yakışır çalışma hedefini engellemektedir.

 

Çevre (UN Global Compact İlke 7, 8, 9)

Sürdürülebilir ekonomik büyüme, şirketlerin çevreye karşı sorumlu olmalarını gerektirmektedir. Süreçlerin ham madde girdileri ve kirlilik açısından daha etkin yönetilmesi ve şirketleri atıkların tekrar kullanılabileceği döngüsel bir ekonomik modele kaydırması gerekmektedir.

 

Yolsuzlukla Mücadele (UN Global Compact İlke 10)

Yolsuzluk ekonomileri ve toplumları tehdit eden bir unsurdur. Rüşvetin yıllık maliyetinin tek başına 1,5 ila 2 trilyon ABD Doları olduğu tahmin edilmektedir (GSYİH’nın kabaca %2’si)(ii).

 

“Yaygınlığına bağlı olarak yolsuzluk makro-finansal istikrar, kamu ve özel yatırımlar, beşeri sermaye birikimi ve toplam faktör verimliliği gibi potansiyel ve kapsayıcı büyüme etmenlerinin bir kısmını veya tamamını etkilemektedir. Düşük kapsayıcı büyüme oranları aynı zamanda kendi kendini besleyen ve uzun ömürlü, olumsuz bir geri besleme döngüsü yaratarak, yolsuzluk oranının artmasına neden olabilir.” (IMF, 2016)