Sorumlu Tüketim ve Üretim

 
 

Tüketim; doğal kaynak çıkarma ve üretim süreçleri için gerekli olan enerji ve kaynaklardan atık yönetimine pek çok alanda çevreye bir maliyet getirmektedir. Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 9,6 milyara ulaşması durumunda, insanların mevcut yaşam tarzlarını sürdürmesine yetecek doğal kaynaklar için yaklaşık üç Dünya’ya ihtiyaç duyulacaktır.(i)

 

İsraf, sorunun bir parçasıdır. Her yıl yaklaşık bir milyar insanın yetersiz beslendiği ve bir milyarının da aç olduğu dünyamızda; süpermarket depolarında çürüme, taşıma sürecinde bozulma vb. şekillerde yıllık 1,3 milyar ton yiyeceğin israf olduğu tahmin edilmektedir.(ii)

 

Yaklaşık bir milyon insan tatlı suya erişemezken insanlar, suyu, suyun doğada geri dönüşüp temizlenmesine vakit vermeden kirletmektedir.(iii)

 

Bununla birlikte, elektrik üretimi içerisindeki payı 2015 yılında %23 olan yenilenebilir enerjinin en hızlı büyüyen enerji kaynağı olduğu ve bu oranın 2021’de %28 olacağı tahmin edilmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının orta vadede, dünya elektrik üretimindeki artışın %60’ından fazlasına katkıda bulunması beklenmektedir.(iv)

 

Bu hedefin işletmelerle ilgisi nedir?

 

Milyarlarca yeni orta sınıf tüketicisi de dahil olmak üzere artan dünya nüfusuna yönelik öngörülen tahminler göz önüne alındığında, işletmelerin daha akıllı hareket etmesi gerekmektedir.(v)  “Al, yap ve elden çıkar” şeklindeki doğrusal ekonomi modeli; biyo-çeşitliliği aşındırmakta; doğal kaynakları tüketmekte, ekosistemleri değiştirmekte ve uzun vadede sürdürülebilir olmamaktadır.

 

Bunun aksine, döngüsel ekonomi modeli yenileyicidir ve sürdürülebilir büyüme imkânları sunmaktadır. Bu yöntem atığı bir değer olarak görerek atık konusundaki yerleşmiş fikirlerin değişmesini gerektirmektedir.

 

Sürdürülebilirlik konusunda proaktif olmanın işletmeler açısından büyük faydaları vardır. Çevre mevzuatının ilerisinde olan şirketler; malzeme, teknoloji ve süreçleri test etmek için daha fazla zamana sahiptir. Bu işletmeler girdilerin maliyetini düşürebilmekte, atık ürünlerin değerini en üst düzeye çıkarabilmekte ve düzenleyiciler, yatırımcılar ve tüketiciler nezdindeki itibarlarını artırabilmektedir.

 

“Nihai amaç, yalnızca atıkları yeniden kullanarak ve geri dönüştürerek değil, aynı zamanda tamir ederek, daha uzun süre dayanacak şekilde tasarlayarak ve daha sürdürülebilir iş modelleri keşfederek, atık ve kirlilik üretmeyen döngüsel bir ekonomi yaratmaktır.” (PwC, 2016)

 

İşletmeler neler yapabilir?

 

Döngüsel bir ekonomi modeli uygulayarak işletmeler operasyonlarının çevreyi nasıl etkilediğinin farkında varmalı ve atık meselesi üzerine kafa yormalıdır. Kaynakları daha verimli kullanmak ve atıkları azaltıp yeniden kullanmak için hedefler belirlemek maddi anlamda tasarruf sağlamakta ve yenilikleri teşvik etmektedir.

 

Ekonomik büyümeye engel olmanın aksine, döngüsel ekonomi iş dünyası için inanılmaz bir fırsat yaratabilmektedir. Stanford Üniversitesinden William McDonough’a göre, “bu, türümüzün görmüş olduğu en büyük iş fırsatıdır”(vi)

 

Aşağıda şirketlerin etki yaratmak için yapabileceği uygulamaları bulabilirsiniz:

 

Sorumlu Davranın

  • Kısıtlı kaynakların kullanımını ve yönetimini gözden geçirin;
  • Üretim ve kullanımdaki enerji ve kaynak yoğunluğunu azaltmak için hedefler koyun ve bunları gerçekleştirin;
  • Ürün ömrünü uzatarak, onararak, yeniden kullanarak, yeniden üreterek ve geri dönüşüme sokarak yeni kaynaklara ve atık bertarafına olan ihtiyacı azaltın;
  • Ürün ömrünü, ürün kullanım ömür döngüsünü, yeniden kullanımı, yeniden üretim ve geri dönüşümü sağlayan döngüsel bir ekonomiyi benimseyin;
  • Su, ham madde, yenilenemeyen mineral, enerji, diğer girdi, yan ürün, tehlikeli atık, tehlikeli olmayan atık ve ambalaj kullanımını azaltın; bu kaynakları yeniden kullanmak ve geri dönüştürmek için geliştirilmiş süreçler geliştirin ve uygulayın;
  • Karbon fiyatlandırması uygulamasına geçin ve yatırım kararları alırken bu fiyatı gözetin;

 

Fırsatlar Yaratın

  • Sürdürülebilirlik hedeflerinizi ve başarılarınızı paylaşın;
  • Tedarik, üretim, paketleme ve lojistik dahil olmak üzere tüm değer zinciri boyunca enerji verimliliğini artırın;
  • Tedarikçiler, tüketiciler, perakendeciler ve hükümetler dahil olmak üzere diğer paydaşlarla iş birliği içinde üretim ve tedarik zincirlerindeki israfı azaltın;
  • Ambalajlamayı azaltın, son ürünlerin ve yan ürünlerin geri dönüşümünü artırın;
  • Üretim sürecinde su tüketimini azaltın;
  • Bir ürün ömrünün sonuna geldiğinde bu ürünün değerini nasıl telafi edeceğinizi araştırın;
  • Gömülü enerjisi düşük malzemeler tedarik edin;
  • Atık ürünlerin yeni bir amaca hizmet etmesini sağlamak için yeniden kullanıma uygun tasarımlar geliştirin;
  • Daha az atık ve daha az kirlilik üretirken enerji ve su kullanımını en aza indirecek şekilde ürün tasarımlarınızı geliştirin;
  • Palm yağı, soya, kâğıt ve selüloz ve sığır eti gibi temel ürünlerin sürdürülebilir şekilde tedarik edildiğinden emin olun;
  • C-Suite ücretlendirmesini, enerji karışımı ve sera gazı salımlarını azaltma hedefleriyle ilişkilendirin;
  • Müşterileri yanınıza alın (örneğin, taze ürünler satan bir perakendeci, farklı boyutlarda ve şekillerde bulunan meyve ve sebzeleri sattıklarını savunabilir);
  • Sürdürülebilir tüketimin önemi ve daha sürdürülebilir bir yaşam biçimine yönelik atılabilecek pratik adımlar hakkında tüketici ve çalışanlarda farkındalık yaratın;

 

UN Global Compact’in On İlkesi ve Hedef 12 arasındaki ilişki

 

İnsan Hakları ve Çalışma Standartları (UN Global Compact İlke 1, 2, 3, 4, 5, 6)

Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, insanları geçim kaynaklarından yoksun bırakılmaya karşı korumaktadır. Diğer sözleşmeler ve anlaşmalar da herkesin açlıktan uzak, yeterli bir yaşam standardına sahip olma hakkını güvence altına almaktadır. İnsan haklarını korumak için üretim ve tüketimin sürdürülebilir olması, teknik ve bilimsel gelişmelerle desteklenmesi gerekmektedir.

 

Çevre (UN Global Compact İlke 7, 8, 9)

Alışılagelmiş iş modelleri, korkunç sonuçlara yol açabilecek ölçekte çevresel hasara neden olmaktadır. Atık meselesine çözüm üretilmediği göz önüne alındığında, doğal kaynakların kullanılma oranı özel sektörün çevreyi koruma sorumluluğu ile çelişmektedir.

 

Yolsuzlukla Mücadele (UN Global Compact İlke 10)

Yolsuzluk pazarlarda bozulma yaratmakta ve etik dışı davranışları teşvik etmektedir. Doğal kaynak yönetiminde yolsuzluk, sürdürülebilir olmayan kereste üretimi gibi uygulamalar ile çevresel bozulmaya yol açabilmektedir. Balıkçılık sanayisinde, aşırı avlanma sadece rağbet gören balık stoklarını değil aynı zamanda bunların yanında yakalanan diğer balık ve deniz canlılarının da neslini tüketmektedir.