Sürdürülebilir Şehir ve Yaşam Alanları

 
 

Dünya nüfusunun yarısı, yani yaklaşık 3,5 milyar insan şehirlerde yaşamakta ve bu sayının 828 milyonunu gecekondu mahallelerinde yaşayanlar oluşturmaktadır. Şehirler, dünya topraklarının %3’ünü oluştururken, enerji tüketiminin %60-80’ine ve karbon salımlarının %75’ine sebep olmaktadır.(i)

 

2030 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %60’ının şehirlerde yaşayacak ve bu kaynak ve enerji tüketiminde verimlilik ve yeniliğe olan ihtiyacı daha da artıracaktır.

 

Hedef 11; konutlara, temel hizmetlere, ulaşım hizmetlerine ve yeşil alanlara erişimi sağlamayı hedeflemektedir. Hedef 11, ayrıca, kapsayıcı ve sürdürülebilir şehirleşme ve şehirlerin çevresel etkilerini azaltma çağrısı da yapmaktadır. Dahası, şehir, şehir çevresi ve kırsal bölgeler arasında yapıcı ekonomik, toplumsal ve çevresel bağlar kurulmasını teşvik etmektedir.

 

Bu hedefin işletmelerle ilgisi nedir?

 

Mevcut koşullarda toplam nüfusun %50’sinin şehirlerde yaşadığı ve bu oranın 2030 yılında %60’a çıkacağı öngörülen dünyamızda, metropol alanlarının sürdürülebilirliği ve dayanıklılığı özel sektörün faaliyet gösterebilmesi açısından önemlidir.

 

Çalışanların makul fiyatlarda konaklamaya, sağlam altyapı ve yeşil alanlara erişmeye ihtiyacı vardır. Şehirlerin yaşanabilir olması, ağır hava şartlarına ve doğal afetlere karşı dayanıklı olması gerekmektedir.

 

İşletmeler neler yapabilir?

 

İşletmeler, içinde bulundukları binaların çevresel etkilerini ve coğrafi konumlarını doğru bir şekilde değerlendiremediklerinde sürdürülebilir şehirler oluşturma çabalarına zarar vermiş olmaktadır.

 

Enerjinin yüksek işletme maliyetli ve iklim değişikliği ile yakından bağlantılı bir alan olmasından ötürü, işletmeler daha fazla enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme konularında teşvik edilmelidir. Bu şekilde işletmeler daha düşük enerji maliyeti, iyileştirilmiş kurumsal itibar ve olumlu çevresel etki gibi birçok kazanım elde edebilmektedir.

 

İşletmenin bulunduğu bölge, operasyonların niteliğine bağlı olarak nakliye, su, enerji ve hava kalitesi ve gürültü gibi etkenler ile bağlantılıdır. İdeal olarak, işletmeler toplu taşıma araçları ile ulaşılabilir konumda olmalıdır. Şirketler, ayrıca, esnek çalışma saatleri sağlayarak iş trafiği üzerindeki baskıyı daha da azaltabilmektedir. Çalışanların evden çalışmalarına izin vermek, yollardaki araba sayısını da azaltmaktadır.

 

Aşağıda şirketlerin etki yaratmak için yapabileceği uygulamaları bulabilirsiniz:

 

Sorumlu Davranın

  • Toplumsal ve çevresel etki değerlendirmesi gerçekleştirin;
  • Bir toplum katılımı stratejisi ortaya koyun;
  • Ulaşım salımı ve kirlilik azaltma hedefi koyun ve bu hedefi gerçekleştirin.

 

Fırsatlar Yaratın

  • Faaliyetleriniz için yeşil binalar bulun;
  • Bir afet müdahale planı geliştirin, faaliyet gösterdiğiniz şehirleri veya değer zincirinizdeki paydaşlarınızın yaşadığı ve çalıştığı şehirleri tehdit edebilecek şok olaylarına karşı mücadele veren kar amacı gütmeyen kuruluşlara destek sağlayın;
  • Çalışanlara konut sağlamak için belediyeler ve gayrimenkul geliştiricileri ile iş birliği yapın;
  • Karayolu, demiryolu, hava ve deniz güvenliğini geliştirmek ve savunmasız kişilerin hareketliliğini ve erişilebilirliğini artırmak için hükümetler ve diğer paydaşlarla iş birliği yapın;
  • Yeni sosyo-ekonomik fırsatlar yaratmak amacıyla kentsel ve kırsal ulaşım bağlantılarının geliştirilmesine yardımcı olacak ulusal ve bölgesel planlayıcılarla iş birliği yapın;
  • Aydınlatma, havalandırma, ısıtma ve soğutma dahil ev ve ofislerin enerji verimliliğini artıran ürünler geliştirin;
  • Tedarik zinciri dahilindeki şehirlerde sürdürülebilir altyapı ve ulaşım sistemleri kurmak ve böylece istihdamı ve çalışanların verimliliğini artırmak için sektörler arası ortaklıklar kurun;
  • Çevresel, kültürel, tarihi veya arkeolojik öneme sahip bölgelerdeki etkileri tespit etmek ve azaltmak için herhangi bir site gelişiminin başlangıcında yerel topluluklarla bağlantı kurun;
  • UN Global Compact Şehirler Programı girişimine katılmak için fırsatları keşfedin.

 

UN Global Compact’in On İlkesi’yle 11. Hedef Arasındaki İlişki

 

İnsan Hakları & Çalışma Standartları (UN Global Compact İlke 1, 2, 3, 4, 5, 6)

Şehirler genellikle bir dezavantaj döngüsüne kapılma riski altında olan düşük sosyo-ekonomik nüfuslara sahip bölgeler içermektedir. Bu nüfusların işe gidiş gelişleri (eğer çalışıyorlarsa) daha maliyetli ve zorlu olabilmekte, okul ve diğer sosyal olanak seçenekleri daha sınırlı kalmakta, suç faaliyetlerine karşı daha büyük risk altında kalmakta ve genellikle daha düşük bir yaşam kalitesine sahip olmaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Bildigesi’nin Belirttiği Üzere:

“Herkesin, kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes; işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntılarına karşı güvenlik hakkına sahiptir.” (İnsan Hakları Evrensel Bildigesi)

 

Çevre (UN Global Compact İlke 7, 8, 9)

Şehirler enerji tüketiminin%60-80’ini ve dünya salımlarının %75’ini oluşturmaktadır ve bu da onları iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir pozisyona koymaktadır. Artan şehirleşme, su kaynakları ve çevre üzerindeki baskıyı daha da artıracaktır.

 

Yolsuzlukla Mücadele (UN Global Compact İlke 10)

Şehirlerde yolsuzluk, halkın seçilen kurumlara olan güvenini sarsmakta ve işletmelerin itibarını zedelemektedir. Yolsuzluk; tehlikeli çalışma ortamları, kötü inşaat, yanlış planlama kararları, kamu parasının uygunsuz tahsisi ve işyerinde haksız muameleye yol açabilmektedir.