UN Global Compact Türkiye, Birleşmiş Milletler Türkiye ve Sıfır Atık Vakfı işbirliği kapsamında düzenlenen COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Özel Sektör İstişareleri Serisinin ilk toplantısı 21 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıda iş dünyasının düşük karbonlu dönüşümdeki rolü, iklim finansmanı, karbonsuzlaşma ve dayanıklılık başlıkları çok paydaşlı bir diyalog zemininde ele alındı.
Bu yıl 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31); müzakere odaklı bir platform olmanın ötesine geçerek alınan kararların somut yol haritalarıyla desteklendiği ve özel sektör dâhil tüm paydaşların etkin katılım sağladığı bir süreci hedefliyor. Bu çerçevede, “Geleceğin COP’u” ve “Uygulama COP’u” olarak nitelendirilen COP31 öncesinde COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu’nun görev alanı çerçevesinde; UN Global Compact Türkiye, Birleşmiş Milletler Türkiye ve Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde iş dünyasının karşılaştığı zorlukları ele almak, çözüm önerileri geliştirmek, fırsat alanlarını değerlendirmek ve çok paydaşlı iş birlikleri aracılığıyla COP31 sürecine katkı sunmak amacıyla “COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Özel Sektör İstişareleri Serisi” başlatıldı.
21 Mayıs’ta İstanbul’da “İklim Eylemi” temasıyla gerçekleştirilen ilk toplantının açılış konuşmalarını UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, BM Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi ve THY Yönetim Kurulu Üyesi Melih Ecertaş gerçekleştirdi.
“Özel Sektörün İklim Değişikliğiyle Mücadeledeki Rolü Her Geçen Gün Artıyor”

UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk konuşmasında iklim değişikliğiyle mücadelenin şirketler açısından risk yönetimi, dayanıklılık ve rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizerek “İklim değişikliği ile mücadele yalnızca ‘iyi zamanların konusu’ değil. Tedarik zincirlerinin kırıldığı, enerji maliyetlerinin dalgalandığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dünyada; şirketler için yön veren bir çerçeve sunuyor. Artık biliyoruz ki hareketsiz kalmanın maliyeti, dönüşüm maliyetinden daha yüksek. Bu konjonktürde özel sektörün iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolü her geçen gün artıyor: özel sektör bugün çözümün merkezinde yer alıyor. COP31'in ana gündem maddeleri olan sıfır atık, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji geçişi ve iklim uyumu; önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken alanları ortaya koyuyor. Bu alanlarda şirketlerimiz taahhütlerini güçlendirerek, ilerlemeyi şeffaf raporlayarak, inovasyonla dönüşümü ölçeklendirerek ve tüm değer zincirine yayarak küresel rekabet güçlerini artırabilir.” dedi.
COP31’le Dört Öncelik Alanı Belirlendi

COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş yaptığı konuşmada dört ana öncelik belirlendiğini aktararak “Bunlardan bir tanesi gıda israfı. COP31'de 100'den fazla ülkenin desteğiyle, uluslararası kurumların desteğiyle yeni bir kampanyaya başlıyoruz. 10 yıl sürecek bir kampanya olacak. Gıda israfını yüzde 20 azaltabilirsek dünyada açlığı bitirebiliyoruz” dedi. Enerji verimliliğinin de COP31 önceliklerinden olacağını belirten Ağırbaş, şöyle devam etti: “Türkiye, yıllık 100 milyar dolardan fazla bir rakamı enerji ithalatı için ödüyor. Ne yazık ki bizim ülkemizde, bizim topraklarımızda çok fazla doğalgaz, petrol yok. Özel sektör, sivil toplum, bütün paydaşlar olarak elimizden geleni yapacağımıza inanıyoruz. Tabii ki bu yatırımlar sürerken, bu çalışmalar sürerken bir yandan da toplumsal bilinç oluşturmak zorundayız. Üçüncü önceliğimiz ise su verimliliği. Ne yazık ki Türkiye olarak su kaynaklarımız oldukça kısıtlı ve bu su kaynaklarımızı her gün, her geçen gün kaybediyoruz. Çözüm üretilmesi gerekiyorsa çözüm üretiyoruz. Bu ülkenin suyuna, havasına, doğasına hep birlikte sahip çıkmak zorundayız. Dördüncü önceliğimiz kadın, çocuk ve gençler. Kadınlar için, gençler ve çocuklar için bir şeyler yapmamız lazım. Ne yazık ki iklim değişikliğine bağlı sebeplerden dolayı en çok etkilenenler bu üç grup.”
“Türkiye, İklim Hedeflerine Önemli Katkılar Sunma Potansiyeline Sahip”

BM Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, dinamik ve küresel ölçekte bağlantılı bir özel sektöre sahip üst orta gelirli bir ekonomi olarak Türkiye’nin, sürdürülebilir ve dirençli büyümeyi ülke içinde ilerletirken aynı zamanda küresel iklim hedeflerine önemli katkılar sunma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Ahonsi, Türkiye’nin İklim Kanunu süreci, Ulusal Katkı Beyanları, uzun vadeli kalkınma öncelikleri, yeşil dönüşüm gündemi, sürdürülebilir finans çalışmaları ile uluslararası iklim raporlama ve açıklama standartlarına uyum çabalarını içeren gelişen ulusal politika çerçevesinin, dönüştürücü eylemler için önemli bir ivme oluşturduğunu belirtti. Ahonsi, “COP31 yalnızca bir müzakere dönüm noktası değil; aynı zamanda uygulama, ortaklıklar, finansman ve somut dönüşüme odaklanan bir hayata geçirme dönüm noktası olmalıdır. Bunu mümkün kılmada özel sektörün kritik bir rolü bulunuyor” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından UN Global Compact Türkiye üyesi şirketlerden, iş dünyası kuruluşlarından ve Birleşmiş Milletler'in Türkiye'de faaliyet gösteren ajanslarından temsilcilerin katıldığı yuvarlak masa toplantılarında “Azaltım ve Karbonsuzlaşma Yol Haritaları”, “İklime Uyum ve Dayanıklılık”, “Kurumsal İklim Hedefi Belirleme ve Raporlama” ve “İklim Finansmanı ve Yatırımlar” olmak üzere dört başlık ele alındı.
