Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen European CSO Platform toplantısı, sürdürülebilirlik ve rekabetçiliğin birlikte ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Sabancı Holding Sürdürülebilirlik Direktörü Derya Özet Yalgı, etkinlikten izlenimlerini paylaşarak iş dünyasının beklentilerini, öngörülebilir politika çerçevesinin önemini ve sürdürülebilir dönüşümün başarıya ulaşması için gerekli öncelikleri aktardı.
Sürdürülebilirlik liderlerinin sahadaki deneyimlerini ve geri bildirimlerini politika yapıcılara doğrudan iletmek amacıyla UN Global Compact, 11 Haziran'da toplam piyasa değeri yaklaşık 1 trilyon euroyu bulan şirketleri temsil eden 50'den fazla sürdürülebilirlik lideri, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler temsilcisinin katılımıyla Avrupa Parlamentosu'nda “European CSO Platform” etkinliğini düzenledi. Bu kapsamda gerçekleşen oturumlarda sürdürülebilirlik ve rekabetçiliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceği mesajı net bir şekilde ortaya kondu. Tartışmalarda iş dünyasının kararlı olduğu ancak bu kararlılığın eyleme dönüşmesi için tutarlılık, öngörülebilirlik ve geçiş finansmanına erişimin gerekli olduğu vurgulandı.
Grup içi tartışmalara göre şirketler regülasyonların azalmasından çok, öngörülebilir ve istikrarlı bir çerçeveden yana. İstikrarlı kurallar, erken uyum sağlayan şirketlerin yatırımlarının karşılığını almasını ve yönetim kurullarının enerjisini uzun vadeli dönüşüme yönlendirmesini kolaylaştırıyor. Bu bağlamda, şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini, yeşil yıkama davalarından çekinmeden güvenle ve açıkça paylaşabilecekleri bir ortamın desteklenmesi de öne çıkan konulardan biri çünkü şeffaflık ve iletişim, ilerlemenin en güçlü itici gücü.
Tartışmalarda vurgulanan bir diğer önemli nokta, sürdürülebilirliğin artık yalnızca kurumsal fonksiyonların değil; CFO'dan yatırım komitelerine kadar tüm karar mekanizmalarının sahiplenmesi gereken bir konu olduğu. Riskin yanı sıra fırsatı da masaya taşımak, bu dönüşümü gerçek kılmanın anahtarı.
Bugün belirsizlik ve kısa vadeli baskılar yüksek olsa da önümüzdeki 3-5 yıl iklim ve rekabetçilik açısından belirleyici olacak. Bu nedenle iş dünyası, sivil toplum ve kamu kurumlarının kolektif hareket etmesi her zamankinden daha kritik. UN Global Compact'ın On İlkesi'ne dayanan bu iş birliği ruhu, daha öngörülebilir ve rekabetçi bir geleceğin temelini oluşturuyor.
Derya Özet Yalgı
Sürdürülebilirlik Direktörü, Sabancı Holding